Makedonya'dan Türkiye'ye göç, 1912 Balkan Savaşları ile başlayıp 1950'lerde zirveye ulaşan ve yüz binlerce ailenin hayatını değiştiren uzun bir tarihsel süreçtir. Bugün İstanbul, İzmir, Bursa ve Manisa başta olmak üzere Türkiye'nin pek çok şehrinde yaşayan Makedonya göçmeni aileler, bu sürecin izlerini hem aile hikâyelerinde hem de nüfus, vatandaşlık ve miras kayıtlarında taşımaktadır.
Eren Avukatlık Ofisi olarak bu yazıda Makedonya'dan Türkiye'ye göçün tarihçesini, göçe yön veren ikili anlaşmaları, serbest göçmen sürecinin işleyişini ve göçmen ailelerin bugün karşılaşabileceği hukuki konuları yalnızca doğrulanabilir bilgilere dayanarak özetliyoruz.
Makedonya'dan Türkiye'ye Göç Nedir?
Makedonya'dan Türkiye'ye göç, bugünkü Kuzey Makedonya topraklarında, yani tarihi Vardar Makedonyası'nda yaşayan Türk ve Müslüman nüfusun Anadolu'ya yerleşmesini ifade eder. Bu göç tek seferlik bir hareket değildir. Osmanlı Devleti'nin Rumeli'den çekilmesi, Yugoslavya Krallığı'nın toprak politikaları, Sosyalist Yugoslavya'nın uygulamaları ve Türkiye'nin iskân siyaseti göçün farklı dalgalarını belirlemiştir.
Göç edenler arasında Türkçe konuşan Türklerin yanı sıra Makedonca konuşan Müslümanlar (Torbeşler) ve bazı Arnavut aileler de bulunmaktadır. Bu çeşitlilik, özellikle 1950'lerdeki nüfus sayımlarında açıkça görülür.
Makedonya'dan Türkiye'ye Göçün Kronolojisi
Makedonya'dan Türkiye'ye göçün tarihi beş ana döneme ayrılarak incelenebilir. Her dönemin kendine özgü siyasi koşulları ve göç nedenleri vardır.
Balkan Savaşları Dönemi (1912–1918)
Ekim 1912'deki Kumanova Muharebesi ve Kasım 1912'deki Manastır Muharebesi ile Osmanlı ordusu bölgeden çekilmek zorunda kaldı. 10 Ağustos 1913'te imzalanan Bükreş Antlaşması ile tarihi Makedonya üçe bölündü:
- Vardar Makedonyası Sırbistan'a,
- Ege Makedonyası Yunanistan'a,
- Pirin bölgesi Bulgaristan'a bırakıldı.
Savaş sırasında ve hemen sonrasında büyük bir Müslüman mülteci dalgası Selanik ve Trakya üzerinden Anadolu'ya ulaştı. Bu, Makedonya'dan Türkiye'ye göçün ilk büyük dalgasıdır.
Yugoslavya Krallığı Dönemi (1918–1941)
Birinci Dünya Savaşı'nın ardından bölge Sırp-Hırvat-Sloven Krallığı'na bağlandı. 1929'da ülkenin adı Yugoslavya Krallığı oldu ve Makedonya "Vardar Banovinası" adıyla yeniden düzenlendi.
Bu dönemde uygulanan toprak reformu ve bölgeye Sırp kolonistlerin yerleştirilmesi, Müslüman toprak sahiplerinin mülklerini kaybetmesine yol açtı. Ekonomik ve sosyal baskılar Türkiye'ye göçü hızlandırdı.
Sosyalist Yugoslavya'nın İlk Yılları (1945–1952)
İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra kurulan Sosyalist Yugoslavya, tarımda kolektivizasyon ve kentlerde millileştirme politikaları uyguladı. Bu uygulamalar özellikle Türk köylüleri ve esnafı ağır biçimde etkiledi.
Dönemin en sarsıcı olayı Yücel davasıdır. Türk kimliğini ve Türkçe eğitimi savunan Yücel Teşkilatı üyeleri Ocak 1948'de Üsküp'te yargılandı. Şuayb Aziz, Ali Abdurrahman, Nazmi Ömer Yakup ve Adem Ali 27 Şubat 1948'de idam edildi, diğer sanıklar hapis cezasına çarptırıldı. Bu olay Makedonya Türkleri arasında derin bir güvenlik kaygısı yarattı.
Serbest Göç Dönemi (1953 ve Sonrası)
1948'de Sovyetler Birliği ile yolları ayrılan Yugoslavya, Batı'ya ve Türkiye'ye yakınlaştı. Bu yakınlaşma 28 Şubat 1953'te imzalanan Balkan Paktı ile somutlaştı. Aynı dönemde Dışişleri Bakanı Fuat Köprülü ile Josip Broz Tito arasında varılan yazılı olmayan mutabakatla Yugoslavya, Türkiye'ye serbest göçe izin verdi.
Makedonya'dan Türkiye'ye göç en yoğun hâlini 1950'lerin ortasında yaşadı ve 1960'larda giderek azaldı. Türk kaynaklarına göre 1952–1967 arasında Yugoslavya'dan yaklaşık 175 bin serbest göçmen Türkiye'ye geldi. Bu sayı yalnızca Makedonya'yı değil, Kosova ve Yugoslavya'nın diğer bölgelerini de kapsamaktadır.
Bağımsızlık Sonrası Dönem (1991–Günümüz)
Makedonya Cumhuriyeti, 8 Eylül 1991'deki referandumla bağımsızlığına kavuştu. Ülkenin adı 2019'daki Prespa Anlaşması ile "Kuzey Makedonya" olarak değişti. Bu dönemde kitlesel göç sona erdi. Yerini eğitim, evlilik ve çalışma amaçlı bireysel göçler aldı.
Göçe Yön Veren Anlaşmalar ve Mevzuat
Makedonya'dan Türkiye'ye göçün hukuki çerçevesini ikili anlaşmalar ile Türkiye'nin iskân mevzuatı birlikte oluşturdu.
| Tarih | Belge | Göçle İlgili Önemi |
|---|---|---|
| 14 Mart 1914 | Osmanlı–Sırbistan Barış Antlaşması (İstanbul) | Sırbistan'a geçen topraklardaki Müslümanlara Osmanlı tabiiyetini seçme ve göç etme hakkı tanıdı; vakıf ve müftülük haklarını düzenledi. |
| 28 Ekim 1925 | Türkiye–SHS Krallığı Dostluk Antlaşması | Lozan'a taraf olmayan SHS Krallığı ile ilişkileri kurdu; Cumhuriyet dönemi göçünün ilk ikili çerçevesini oluşturdu. |
| Haziran 1934 | 2510 sayılı İskân Kanunu | Muhacir kabulünü Türk soyundan ve Türk kültürüne bağlı olma şartına bağladı; "iskânlı" ve "serbest" göçmen ayrımını getirdi. |
| 11 Temmuz 1938 | Türkiye–Yugoslavya Göç Sözleşmesi | 40.000 Türk ailesinin nakli ve aile başına 500 TL tazminat öngördü; onay süreci tamamlanmadı ve İkinci Dünya Savaşı nedeniyle uygulanmadı. |
| 1953 | Köprülü–Tito sözlü mutabakatı | Yazılı bir antlaşma olmaksızın serbest göçün önünü açtı. |
2510 sayılı İskân Kanunu, 2006 yılında yürürlüğe giren 5543 sayılı İskân Kanunu ile yürürlükten kaldırılmıştır. Bugün göçmen statüsüne ilişkin işlemler bu yeni kanun çerçevesinde yürütülmektedir.
Serbest Göçmen Süreci Nasıl İşliyordu?
1950'lerde Makedonya'dan Türkiye'ye göç eden bir aile, iki devletin bürokrasisinden geçen sıralı bir süreci tamamlamak zorundaydı:
- Türkiye'deki bir akraba, göçmenin geçimini üstlendiğine dair taahhütname verirdi.
- Aile Yugoslav makamlarına başvurur, taşınmazlarından feragat eder ve borçlarını kapatırdı.
- Yugoslav vatandaşlığından çıkış ("otpust") belgesi alınırdı.
- Türk dış temsilciliği serbest göçmen vizesi verirdi.
- Aile trenle Yunanistan üzerinden Edirne'ye, oradan İstanbul Sirkeci Garı'na ulaşırdı.
- Türkiye'de kayıt yapılır, Türk vatandaşlığı Bakanlar Kurulu kararlarıyla verilirdi.
Serbest göçmenler devletten toprak veya konut yardımı almadan, kendi imkânları ve akrabalarının desteğiyle yerleşiyordu. Bu nedenle akrabalık zinciri, ailelerin Türkiye'de hangi şehre yerleşeceğini doğrudan belirledi.
Nüfus Sayımlarında Makedonya Türkleri
Resmi nüfus sayımları, Makedonya'dan Türkiye'ye göçün demografik etkisini açıkça gösterir. Kayıtlı Türk nüfusu 1953'te 203.938 ile zirve yaptı ve 2021'de 70.961'e geriledi.
| Sayım Yılı | Kayıtlı Türk Nüfusu | Toplam Nüfus İçindeki Payı |
|---|---|---|
| 1948 | 95.940 | %8,3 |
| 1953 | 203.938 | %15,6 |
| 1961 | 131.484 | %9,4 |
| 1971 | 108.552 | %6,6 |
| 1981 | 86.591 | %4,5 |
| 1991 | 77.080 | %3,8 |
| 2002 | 77.959 | %3,85 |
| 2021 | 70.961 | %3,86 |
1953'teki ani artış, göç izni alabilmek için Türkçe konuşmayan bazı Müslümanların kendilerini Türk olarak kaydettirmesiyle açıklanır. Bu nedenle 1953–1961 arasındaki düşüş yalnızca göçü değil, kimlik beyanındaki geri dönüşü de yansıtır.
Göç Veren Bölgeler ve Türkiye'deki Yerleşim
Makedonya'dan Türkiye'ye göç, Türk ve Müslüman nüfusun yoğun olduğu kent merkezleri ile kırsal bölgelerden gerçekleşti:
- Kent merkezleri: Üsküp, Köprülü (Veles), Manastır (Bitola), Pirlepe (Prilep), İştip (Štip), Ustrumca (Strumica), Gostivar, Kalkandelen (Tetovo), Kırçova (Kičevo) ve Radoviş.
- Kırsal Türk bölgeleri: Radoviş çevresindeki Yörük köyleri, Valandova, Kırçova'ya bağlı Plasnica ve Debre'ye bağlı Merkez Jupa. Plasnica ve Merkez Jupa bugün de Türk çoğunluklu belediyelerdir.
- Türkçe konuşmayan Müslüman topluluklar: Torbeş köyleri ile bazı Arnavut köyleri de 1950'lerde göç verdi.
Türkiye'de Makedonya göçmenleri ağırlıklı olarak İstanbul, İzmir, Bursa ve Manisa'ya yerleşti. Akrabalık zinciri belirleyici olduğu için aynı köyden gelen aileler çoğunlukla aynı semtlerde toplandı.
Makedonya Göçmeni Aileler İçin Hukuki Konular
Makedonya'dan Türkiye'ye göç yalnızca bir tarih konusu değildir. Göçmen ailelerin torunları bugün de bu geçmişle bağlantılı hukuki işlemlerle karşılaşabilmektedir. Başlıca konular şunlardır:
- Nüfus kayıtlarının düzeltilmesi: Göç sırasında yapılan kayıtlarda ad, soyadı, doğum yeri veya doğum tarihi hataları görülebilir. Bu hataların düzeltilmesi çoğu zaman mahkeme kararı gerektirir.
- Türk vatandaşlığı işlemleri: Yurt dışında yaşayan soydaşların vatandaşlık başvuruları 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanunu çerçevesinde değerlendirilir.
- Göçmen statüsü: Türk soylu kişilerin göçmen olarak kabulü 5543 sayılı İskân Kanunu hükümlerine tabidir.
- Miras ve mülkiyet: Yurt dışındaki taşınmazlar veya mirasçılık belgeleri, yabancı ülke hukuku ile Türk hukukunun birlikte değerlendirilmesini gerektirebilir.
- Yabancı belgelerin tanınması: Kuzey Makedonya'dan alınan doğum, evlilik veya vefat belgelerinin Türkiye'de kullanılması için apostil ve tercüme işlemleri gerekir.
Her dosyanın koşulları farklıdır. Bu nedenle somut durumunuz için bir avukattan bilgi almanız, hak kaybı yaşamamanız açısından önemlidir. Eren Avukatlık Ofisi ile iletişime geçerek dosyanız hakkında görüşebilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Makedonya'dan Türkiye'ye göç ne zaman başladı?
İlk büyük göç dalgası 1912–1913 Balkan Savaşları sırasında başladı. En yoğun dönem ise 1953 sonrasındaki serbest göç dönemidir.
1950'lerde kaç kişi Yugoslavya'dan Türkiye'ye göç etti?
Türk kaynaklarına göre 1952–1967 arasında Yugoslavya'dan yaklaşık 175 bin serbest göçmen geldi. Bu sayı Makedonya ile birlikte Kosova ve diğer bölgeleri de kapsar.
Serbest göçmen ile iskânlı göçmen arasındaki fark nedir?
İskânlı göçmenlere devlet toprak ve konut sağlardı. Serbest göçmenler ise devletten yardım almadan kendi imkânları ve akrabalarının desteğiyle yerleşirdi.
Makedonya göçmeni ailelerin nüfus kayıtlarındaki hatalar düzeltilebilir mi?
Evet. Ad, soyadı, doğum yeri veya tarihine ilişkin hatalar, genellikle nüfus mahkemesinde açılacak bir davayla düzeltilebilir. Sürecin belgelere göre değerlendirilmesi gerekir.
Kuzey Makedonya'dan alınan belgeler Türkiye'de geçerli mi?
Kuzey Makedonya ve Türkiye, Lahey Apostil Sözleşmesi'ne taraftır. Apostil şerhi taşıyan ve usulüne uygun tercüme edilen belgeler Türkiye'de kullanılabilir.
Sonuç
Makedonya'dan Türkiye'ye göç, Balkan Savaşları'ndan 1960'lara uzanan ve Türkiye'nin toplumsal yapısını derinden etkileyen bir süreçtir. 1914 İstanbul Antlaşması, 1934 İskân Kanunu ve 1953 serbest göç mutabakatı bu sürecin hukuki dönüm noktalarıdır. Göçmen ailelerin bugün karşılaştığı nüfus, vatandaşlık ve miras işlemleri de bu tarihin doğrudan devamıdır.
Konuyla ilgili daha fazla akademik bilgi için ODTÜ'deki serbest göç çalışmasını ve Yücelciler maddesini inceleyebilirsiniz. Mevzuat metinlerine Mevzuat Bilgi Sistemi üzerinden ulaşabilirsiniz.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki görüş niteliği taşımaz. Somut durumunuz için Eren Avukatlık Ofisi ile iletişime geçiniz.